09 Ocak 2011 Yazarı Mehmet Kapalı

İnşaatçılar Ruhsat Alma Aşamasında Yaşanan Sıkıntılardan Şikayetçi

“Gayrimenkul Sektörünün 2010 Yılı Değerlendirmesi ve 2011 Yılı Projeksiyon” toplantısında ruhsat alma aşamasında yaşanan sıkıntılara değinildi.

“Gayrimenkul Sektörünün 2010 Yılı Değerlendirmesi ve 2011 Yılı Projeksiyon” konulu MÜSİAD İnşaat Sektör Kurulu İstanbul İstişare Toplantısı; SİNPAŞ Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Avni Çelik, Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun’un katılımıyla MÜSİAD Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Öncelikle ruhsat alma aşamasında yaşanan sıkıntılara değinen Asmalı, “Sektörün içinden geçtiği dönemlerde kat ettiği büyüme hızına açıkça ifade edilmelidir ki bürokrasi negatif yönde etki etmektedir. Bürokrasinin asli görevinin gelen evrakı ivedi ile çözüme kavuşturması olduğu bu dönemde hatırlatılmalı ve bu yönde denetim yapılmalıdır. Proje yeterliliği aranan koşullarda, uluslar arası proje başarısı olan mimarların projeleri bir iki yıllık yeni mezun mimar bir memurun yeterlilik vermesi adaletsiz bir ortamı doğurmaktadır. Bir başka açıdan çözüm aramak gerekirse de İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nde çalışan personele performans ve verimliliğe dayalı ücret düzenlemesi yapılmalıdır. Yapı ruhsatlarına ve yapı kullanma ruhsatı işlemlerinde maksimum süre kriteri getirilmeli, personellerin keyfiliğine izin verilmemelidir. İnşaatlarda alınması gereken tüm izin ve ruhsatlar aynı belediye veya kurum bünyesinde toplanmalıdır. Bu şekilde bürokratik işlemler biraz azaltılabilir veya hızlandırılabilir” diye konuştu.

“Kdv mahsuplaşmasındaki yüzde 17’lik açık kapatılmalı”

Sektörde yaşanan diğer bir sorun olan Kdv konusuna işaret eden Asmalı, Kdv mahsuplaşmasında oluşan yüzde 17’lik açığın kapatılması gerektiğini vurguladı. Asmalı, inşaat malzemeleri ve hizmet alımlarında yüzde 18 Kdv alındığını, 150 metrekareyi geçmeyen konutlarda ise yüzde 1’den fatura edildiğini belirterek, “Sektör yüzde 17’lik Kdv alacağını Hazine’den ortalama üç yıl beklemektedir. Sektör yüzde 18 peşin vergi ile mal almakta fakat Hazine7den Kdv iadesini peşin alamamaktadır. Bu sorunun çözümüne ilişkin Hazine’nin proaktif bir rol üstlenmesi ve sorunun çözümüne ilişkin kaynak temini oluşturması gereklidir. Özetle müteahhitlerin Kdv alacakları, SSK gibi her türlü peşin ödenen vergilerle hemen mahsup imkanı getirilmelidir” dedi.

TOKİ ve KİPTAŞ gibi kurumların lüks konut üretiminden çekilmesi gerektiğine değinen Asmalı, bu kurumların kentsel dönüşüme ve arsa üretimine odaklanmaları gerektiğini kaydetti. Asmalı, sözlerine şöyle devam etti:

“Ülkemizde inşaat sektörünün rekabetçiliğinin önünde bürokrasi yanında kamu eliyle oluşan teşekküllerinde oluşturduğu önemli setler bulunmaktadır. Özellikle 58.hükümetin kurulmasıyla birlikte aktif çalışma dönemine giren Toplu Konut İdaresinin (TOKİ) bugüne kadar gelen başarısı tabii ki Türkiye’de alt ve orta sınıfın konut edinmesi adına oldukça başarılı olmuştur. TOKİ ve KİPTAŞ gibi kurumlar sadece sosyal içerikli konut projeleri üretmeli, lüks konut üretmekten vazgeçmelidir. Lüks konut lokasyonuna uygun arsaların altyapısını hazırlayıp arsa olarak satışını gerçekleştirmeli,arsa üretimine ağırlık vermelidir. Sosyal konutların üretimi için gerekli olan kaynak ihtiyacı bu şekilde karşılanabilir. Bu sayede sektörün rekabet edebilirliği en azından kamu eliyle engellenmemiş olacaktır. Ayrıca bu gibi kurumların Kentsel Dönüşüm Projelerinde daha aktif rol almaları sağlanmalıdır.”

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde teminat mektubu desteği de sağlanması gerektiği üzerinde duran Mahmut Asmalı, “Uluslararası İnşaat Sektörü Dergisi Engineering News Record (ENR) tarafından her yıl yapılan dünyanın en büyük ilk 225 müteahhidi arasına geçen 2010 yılında 33 firmayla Türkiye girerek dünya sıralamasında ikinci sıraya yükselmiştir. Bu başarıda şüphesiz ki alınan dev projeleri başarıyla tamamlayan Türk müteahhitleri baş aktördür. 2002 yılında 2 milyar Dolar civarında seyreden yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin 2011 yılının sonunda 30 milyar Dolar seviyelerine yükselmesi beklenmekte olup, Teminat mektubu yönünden desteklenmesi halinde bu hedefin rahatlıkla aşılması mümkündür. Öte yandan Türk bankacılık sektörünün teminat mektupları için ayırdığı fonun minimum yüzde 20’sini yurtdışı müteahhitlik hizmetlerine kullandırılmasına dair yönetmelik hazırlanmalıdır. Kısa vadede Türk müteahhitlerinin iş yaptığı bölgelere bölge müdürlüğü şeklinde; uzun vadede ise tüm bu bölgelere Ziraat Bankası veya herhangi bir kamu bankasının şubeleri açılarak işlemler hızlandırılmalıdır” görüşünü kaydetti.

“Yapı Denetim Mekanizması’nda yaşanan eksiklikler giderilmeli”

Yapı Denetim Mekanizması’nda yaşanan eksiklikler olduğunu söyleyen Asmalı, bunların giderilmesi gerektiğini vurguladı. Asmalı, “Yapı denetimleri özellikle alt ve orta düzey sektör temsilcilerinin önemli bir problemi haline gelmiştir. Denetim mekanizmasında adaletsiz uygulamalar olduğu gibi mevzuatın verdiği açıklıklarda sektörün problem yaşanmasında önemli bir etkendir. Bu bağlamda belediye denetim uygulamalarında ki adaletsizliğin giderilmesi için uygun belediye yönetmeliklerinin tesisi sektörün temsilcilerinin de görüşleri alınarak revize edilmelidir. Ayrıca mevcut Yapı Denetim Kanunu hizmet bedeli ücret oranları azaltılmalıdır” diye konuştu.

Belediyelerdeki farklı uygulamaların da önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çeken Asmalı, bu alanda yaşanan sıkıntılar ve çözüm önerileri ile ilgili şunları anlattı: “Belediyelerde farklı harç uygulamalarına sebep olan düzenlemenin belediye meclisleri tarafından belirlenmesi sektörün farklı bölgelerde farklı Mali tablolarla karşılaşmasına ve düzenli bir Mali planlama yapamamasına sebep olmaktadır. Zira harçların minimum tutarları dahi sektör için önemli bir yük oluşturmaktadır. Bu sebeple harç uygulamalarında öncelikle eş belediyelerde farklı uygulamaların önüne geçilmelidir. İmar durumundan başlayıp, yapı ruhsatı ve yapı kullanma ruhsatı ile sonuçlanan süreçte 30’un üzerinde çeşitli adlar adında harçlar alınmaktadır. Bu harçlar azaltılarak birleştirilmeli ve bu konuda şeffaf, sade bir yönetmenlik getirilmelidir. Bu harçlar için alınan ücretlerin karşılığı olan hizmetler verilmelidir. Örneğin hafriyat döküm harcı alınınca, hafriyat döküm yeri gösterilmeli, ayrıca döküm ücreti alınmamalı; otopark harcı alınınca otoparklar yapılmalı, ya da otoparkı müteahhit yapıyorsa ayrıca otopark harcı alınmamalı; yol katılım bedeli alınıyorsa, ilgili yollar, kanal katılım payı alınıyorsa kanallar yapılmalıdır. Belediyelerin finans kaynağı müteahhitler olmamalı, kamu belediyelerin yatırımları için gerekli kaynağı aktarmalıdır.”

“Yeterlilik Lisansı uygulaması getirilmeli”

Sektöre girişte “Yeterlilik Lisansı” uygulaması getirilmesinin önemine işaret eden Mahmut Asmalı, böylelikle mühendis ve mimarlara pozitif ayrımcılığın getirilmesi gerektiğini kaydetti. Ara eleman ihtiyacı için de meslek eğitimine ağırlık verilmesi üzerinde duran Asmalı, “Ülkemizde bir çok sektörde olduğu gibi inşaat sektöründe de yetişmiş ara eleman sıkıntısı çekilmektedir. Bunun için Meslek Liselerine daha çok inşaat bölümü açılmalıdır.. Özellikle insan becerisine dayalı sektörlerin orta ve uzun vadede ara elaman sıkıntısını giderecek mevzuat katılımcı bir çalıştayla hazırlanmalı ve planlama ideolojik değil çözüme odaklanmalıdır. Bu sayede sektörün önemli bir eksikliği olan belgesiz inşaat ustalarının çalışmasının önüne geçilmelidir” görüşünü kaydetti.

“Kamu İhale Kanunu yeniden gözden geçirilmeli”

Kamu İhale Kanunu’na değinen Asmalı, kanunun yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Asmalı, “İhalelerde uygulanan en düşük teklif verene işin ihale edilmesi uygulamasından vazgeçilmeli, işin tekniğine ve istenilen kaliteye göre yapılması için aşırı düşük teklifler değerlendirme dışı bırakılmalıdır.Bu konu da yoruma açık olmayan ve ihaleyi yapan kurumu şaibe altına sokmayan bir formül mutlaka geliştirilmelidir.İhaleler mümkünse ihalenin yapıldığı salonda neticelendirilmeli ve ilan edilmedir. İhale Kanununda şeffaflık ve yeterlilik esasları göz önünde bulundurulmalıdır. Aşırı düşük fiyattan iş alınmasından dolayı; bir çok müteahhit iflas ettiği gibi,bu işlerde çalışmış bir çok alt yükleniciler, tedarikçi firmalar ve çalışanlar zarar görmüştür,görmeye de devam etmektedirler. Bununla beraber işlerin zamanında bitmemesi, kalitesiz inşaatlar yapılması aşırı düşük ihale edilen işlerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İşini iyi yapan firmalara verilecek bir performans notu ile pozitif ayrımcılık sağlanmalıdır” diye konuştu.

SGK prim ve vergi yükünün de azaltılması gerektiğini söyleyen Mahmut Asmalı, ayrıca yabancı ülke vatandaşlarına konut satışının da kolaylaştırılmasını istedi. İstanbul’a ait bir sorun olan hafriyat döküm yeri problemine işaret eden Asmalı, bu konunun bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Torun: Borsa faaliyet alanımıza girmeli

Toplantıda konuşan Torunlar GYO AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun da, inşaat sektöründeki farklılaşmanın ve odaklanmanın önemli olduğunu kaydetti. Bu anlamda Avm yatırımlarını da kendilerine alan olarak seçtiklerini vurgulayan Torun, Borsa konusuna dikkat çekti. Borsanın faaliyet alanlarının içine girmesi gerektiğini dile getiren Torun, borsanın şirketlerin hisse senetlerinin alınıp satıldığı bir yer olduğunu vurgulayarak, “Gelişen büyüyen ülkelerdeki şirketlerin bu yatırım alternatifinden yararlanmaları gerekiyor. Bu riske de rızka da ortak olma yöntemidir. Türkiye’de borsaya tabi olan şirketler şeffaf bir şekilde denetleniyor. GYO’da alınan hisselerin güvenli olduğunu düşünüyorum. Gayrimenkule bireysel tasarruf yatırım yapanların bu alana yönelmeleri gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

İnşaat sektörünün giriş çıkışları kolay bir sektör olduğunu dile getiren Torun, bunun da çok deneyimi olmayan rakiplerle mücadele etme riskini getirdiğini kaydetti. Torun, “Geliştirdiğimiz projeler kısa vadede sonuçlanan bir alan değil. İşe başlarken sonucun nasıl gelişeceğini iyi hesap etmemiz gerekiyor. Projelerin en önemli unsuru, arsa maliyetidir. Lokasyon ve rakipleri de hesaba katmak gerekiyor. Ulaşım kolaylığı olmayan rakiplerin fazla olduğu, düşük fiyatlarla daire satılan alanlarda rekabetin zor olduğunu düşünüyorum. Kentsel dönüşüm önemli. Nitelikli projeler yapmak lazım. Bu da güç birliği gerektiriyor. Daha nitelikli büyük projeler geliştirmek için sektördekilerin bir araya gelip güçlerini birleştirip rekabete dayanabilen projeler geliştirmeli” dedi.

Çelik: Konut lokomotif sektör olma durumunu sürdürecek

Sinpaş Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Avni Çelik, konutun önümüzdeki 10 yılda lokomotif sektör olma halini devam ettireceğini belirtti. Konutun Türk özel sektörünün yıldızı olma durumunu sürdüreceğinin altını çizen Çelik, konut sektörünü tetikleyen birçok unsur olduğunu kaydetti. Çelik, bu konuda şunları şöyledi:

“Konut sektörünü tetikleyen unsurlardan biri, refahın artmasıdır. Ayrıca Türkiye’de genç nüfus oldukça fazla. Ve köyden kente göç var. Kırsal nüfus daha hızlı kentlere akacak, kentlerdeki konut ihtiyacı da artacak. Türkiye ayrıca deprem gerçeği ile de karşı karşıya. Depreme duyarsız birçok yapı yapılmış. Türkiye bu defoyu yok etmeli” diye konuştu.

Türkiye’nin çimento ve seramik sektöründe çok iyi bir konumda olduğuna işaret eden Çelik, Türkiye’nin çimentoda Çin, Hindistan ve Amerika’dan sonra dünyanın en büyük çimento üreticisi olduğunu kaydetti. Seramikte ise Türkiye’nin İtalya ve İspanya’dan sonra dünyada üçüncü büyük seramik üretim kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Çelik, çimento ve seramik sektörünün iç piyasanın ihtiyacını karşıladığını bu anlamada sektördeki ihracatın da önemine dikkat çekti.

Milliyet